On bir ayın sultanı kapımızı çalarken, kalplerimizde tatlı bir telaş ve huzur başladı. Ramazan ayı, sadece gün boyu aç kalarak oruç tutulan bir zaman dilimi değil; nefsin terbiye edildiği, sabrın, paylaşmanın ve içsel bir arınmanın doruğa ulaştığı kutsal bir dönemdir. Peki, bu mübarek ayın hem bireysel hem de toplumsal hayatımızdaki o derin anlamları nelerdir? İşte adım adım Ramazan’ın faziletleri...

İslam dünyası için Ramazan’ın her günü ayrı bir müjde taşır. Hadis-i şeriflerde de belirtildiği üzere bu kutlu süreç üç ana safhadan oluşur:
Ramazan denilince akla gelen ilk şey, bereketli iftar sofralarıdır. Zenginiyle fakiriyle tüm inananların aynı lokmayı paylaştığı bu sofralar, kardeşlik bağlarının güçlendiği en özel mekanlardır. Sadece sofralarımızı değil, imkanlarımızı da paylaştığımız bu ayda; sadaka, zekat ve fitre (sadaka-i fıtır) ile toplumsal dayanışma en üst seviyeye çıkar. Unutmayalım ki; paylaştıkça çoğalan tek şey huzurdur.
Modern dünyanın gürültüsünden kaçıp kendi iç sesimizi dinlemek için Ramazan’ın ritmi mucizevidir. Sahur vaktinin o derin dinginliği, niyetin gücüyle birleşir. Akşamları kılınan teravih namazlarının huşusu ise bedeni ve ruhu dinlendirmenin en güzel yoludur. Bu tefekkür anları, bize kendimizi ve yaratıcıyı hatırlatan bir ayna tutar.
Bu kutlu ayın tüm insanlığa barış, huzur ve sağlık getirmesini; tutulan oruçların, okunan mukabelelerin ve edilen duaların kabul olmasını temenni ederiz. Ramazan ayınız hayırlı ve mübarek olsun.